Fransa’nın köklü eğitim kurumlarından Sorbonne Üniversitesi, son haftalarda kampüslerde artan nefret söylemi ve ayrımcı olaylar nedeniyle resmî olarak yasal işlem başlattı. Üniversite yönetimi, sözlü saldırılar, sosyal medyada yayılan kışkırtıcı paylaşımlar ve bazı öğrenci grupları arasında tırmanan gerginliğin, akademik ortamı tehdit eder boyuta ulaştığını açıkladı. Bu gelişme, yalnızca Fransa’daki eğitim sistemini değil, aynı zamanda ülkede okuyan binlerce uluslararası öğrencinin güvenliğini de yakından ilgilendiriyor.
Sorbonne’un attığı bu adım, Fransa genelinde üniversitelerde nefret söyleminin kurumsal bir krize dönüştüğünün en somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Özellikle son bir yılda artan İsrail-Filistin gerilimi, Fransa’daki laiklik tartışmaları ve göçmen karşıtı söylemler, öğrenci toplulukları arasında derin ayrışmalara yol açtı. Sorbonne’un yasal süreci, bu gerilimin artık sadece öğrenci inisiyatifine bırakılamayacak bir boyuta ulaştığını ortaya koyuyor.
Nefret Söylemi Neden Tırmanıyor? Fransa’daki Sosyopolitik Arka Plan
Fransa, uzun yıllardır cumhuriyetçi değerler ve laiklik ilkesi etrafında şekillenen bir eğitim sistemine sahip. Ancak son yıllarda aşırı sağın yükselişi, sosyal medya algoritmalarının kutuplaştırıcı etkisi ve uluslararası çatışmaların yerel yansımaları, üniversite kampüslerini adeta birer gerilim merkezine dönüştürdü. 2023’ün son çeyreğinden itibaren Fransa’daki üniversitelerde bildirilen nefret söylemi vakaları, bir önceki yıla göre yaklaşık %40 oranında arttı. Bu artışın büyük bölümü, Orta Doğu’daki gelişmelerin ardından ortaya çıkan protestolar ve karşı gösteriler sırasında yaşandı.
Sorbonne Üniversitesi Rektörlüğü’nden yapılan açıklamada, “Kampüslerimizde hiçbir öğrenci ya da akademisyen, etnik kökeni, dini inancı veya siyasi görüşü nedeniyle hedef alınamaz. Sözlü taciz, tehdit, Yahudi veya Müslüman öğrencilere yönelik aşağılayıcı ifadeler kabul edilemez” ifadelerine yer verildi. Üniversite, bu tür olayları soruşturmak üzere bir iç komisyon kurduğunu ve gerekli durumlarda kamu savcılığına suç duyurusunda bulunacağını duyurdu.
Yasal Sürecin Kapsamı: Sadece Sorbonne’la Sınırlı Değil
Sorbonne’un başlattığı yasal işlem, sembolik bir adım olmanın ötesinde, Fransa genelinde üniversitelere emsal teşkil edebilecek bir nitelik taşıyor. Fransa Eğitim Bakanlığı, ocak ayı itibarıyla tüm kamu üniversitelerine bir genelge göndererek nefret söylemi vakalarının titizlikle belgelenmesini ve yargıya taşınmasını istemişti. Sorbonne’un bu genelgeyi hayata geçiren ilk büyük üniversite olması, diğer kurumları da harekete geçmeye zorlayabilir.
Yasal süreç şu aşamaları içeriyor:
- Olayların tespiti ve dijital delillerin toplanması (ekran görüntüleri, ses kayıtları).
- Mağdur öğrenci veya personelin ifadelerinin alınması.
- Üniversite disiplin kurulunun devreye girmesi.
- Eğer suç unsuru tespit edilirse, savcılığa resmî başvuru yapılması.
Bu süreç, Fransa Ceza Kanunu’nun 23. maddesi kapsamında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “ayrımcılık” suçlarına dayanıyor. Suçun sabit görülmesi halinde failler 1 yıla kadar hapis ve 45.000 euroya kadar para cezasıyla karşı karşıya kalabiliyor.
Bu Gelişmeler Türk Öğrencileri Nasıl Etkiliyor?
Fransa, Avrupa’da en çok Türk öğrencinin eğitim gördüğü ülkelerden biri. Resmî verilere göre Fransa’da 2023-2024 akademik yılında yaklaşık 35000 Türk öğrenci bulunuyor. Bu öğrencilerin bir kısmı Sorbonne gibi büyük üniversitelerde lisans, yüksek lisans ve doktora programlarına devam ediyor.
Nefret söyleminin yükselmesi, doğrudan hedef alınmasalar bile Türk öğrencilerin kampüslerde kendilerini güvende hissetmelerini zorlaştırabilir. Özellikle Fransa’daki Müslüman nüfusa yönelik önyargılı söylemler, başörtülü Türk öğrenciler için rahatsız edici bir ortam oluşturuyor. Bunun yanı sıra, bazı öğrenci grupları arasında Türkiye karşıtı siyasi söylemlerin de yaygınlaştığı gözlemleniyor.
Ancak bu durumun bir de olumlu yönü var: Sorbonne gibi saygın bir kurumun nefret söylemine karşı sıfır tolerans politikası benimsemesi, tüm uluslararası öğrenciler için daha güvenli bir kampüs ortamı yaratma potansiyeli taşıyor. Türk öğrenciler, bu süreçte mağduriyet yaşarlarsa üniversitenin yasal destek mekanizmalarına başvurabilecekler.
Karşılaştırmalı Tablo: Fransa’daki Büyük Üniversitelerin Nefret Söylemi Politikaları
Aşağıdaki tabloda, Fransa’nın önde gelen üniversitelerinin nefret söylemiyle mücadele yaklaşımları karşılaştırılmıştır:
| Üniversite | Politika Türü | Yasal Süreç Başlattı mı? | Özel Birim | Öğrenci Başvuru Sayısı (2023) |
|---|---|---|---|---|
| Sorbonne Üniversitesi | Kapsamlı disiplin + yargı | Evet | Nefret Söylemi İzleme Komitesi | 127 |
| Paris Sciences et Lettres (PSL) | Rehberlik ve arabuluculuk | Hayır | Etik Kurulu | 45 |
| Université Paris-Saclay | Farkındalık eğitimleri | Hayır | Öğrenci Destek Ofisi | 68 |
| Aix-Marseille Üniversitesi | Karma model (disiplin + eğitim) | Evet | Hukuk Danışma Birimi | 102 |
Tablo açıkça gösteriyor ki Sorbonne, hem yasal süreci başlatma hem de başvuru sayısı bakımından Fransa’daki en aktif üniversite konumunda. Bu durum, öğrencilerin mağduriyetlerini bildirme konusunda cesur davrandıklarının da bir işareti.
Ne Yapılabilir? Öğrenciler ve Akademisyenler İçin Öneriler
Fransa’da eğitim gören Türk öğrencilerin bu dönemde alabileceği bazı önlemler bulunuyor:
- Olayları belgeleyin: Nefret söylemine maruz kalırsanız tarih, saat, tanık bilgilerini ve dijital kanıtları saklayın.
- Üniversitenin ilgili birimlerine başvurun: Sorbonne örneğinde olduğu gibi, birçok üniversite artık bu konuda özel danışma hatları kuruyor.
- Türk öğrenci dernekleriyle iletişimde kalın: Paris, Lyon, Marsilya gibi büyük şehirlerde aktif olan Türk öğrenci toplulukları, hukuki ve psikolojik destek sağlayabiliyor.
- Fransa’daki yabancı öğrenci haklarını öğrenin: “Défenseur des droits” (Hak Savunucusu) kurumuna bireysel başvuru yapılabiliyor.
Sonuç ve Değerlendirme
Sorbonne Üniversitesi’nin nefret söylemine karşı yasal adım atması, yalnızca bir kurumun değil, tüm Fransız yükseköğretim sisteminin bir dönüm noktası olabilir. Bu gelişme, hoşgörüsüzlüğün artık kampüslerde normalleşmesine izin verilmeyeceğinin açık bir mesajıdır. Ancak yasal süreçlerin etkili olabilmesi için üniversite yönetimlerinin kararlılığı, öğrencilerin de bu mekanizmalara güven duyması gerekiyor.
Türk öğrenciler açısından durum iki yönlüdür: Bir yandan artan gerilim endişe verici, diğer yandan Sorbonne gibi güçlü bir kurumun sıfır tolerans politikası, koruyucu bir kalkan işlevi görebilir. Fransa’da eğitim almayı planlayan Türk öğrencilerin, seçecekleri üniversitenin nefret söylemi politikalarını ve destek mekanizmalarını önceden araştırması büyük önem taşıyor.
Önümüzdeki aylarda Sorbonne’un yasal sürecinin nasıl sonuçlanacağı ve diğer üniversitelerin bu adımı takip edip etmeyeceği, Avrupa genelinde yükseköğretimde ayrımcılıkla mücadele için belirleyici olacak. Bu süreç, sadece Fransa’da değil, benzer sorunlar yaşayan diğer Avrupa ülkelerinde de örnek alınarak daha kapsayıcı kampüs politikalarının geliştirilmesine katkı sağlayabilir.








