Avusturya’nın başkenti Viyana’da, ülkenin en köklü yükseköğretim kurumlarından biri olan Viyana Üniversitesi öğrencileri, üniversite yönetimini Gazze’de devam eden çatışmalara ortak olmakla suçlayarak kampüs içinde ve dışında ses getiren bir eylem başlattı. Öğrenciler, üniversitenin İsrail merkezli akademik kurumlarla sürdürdüğü iş birliği anlaşmalarının derhal feshedilmesini ve Gazze’de “soykırım” olarak nitelendirdikleri operasyonlara dolaylı desteğin kesilmesini talep ediyor. Bu protesto, yalnızca Avusturya’daki akademik çevreleri değil, aynı zamanda küresel ölçekte yükselen Filistin dayanışması hareketinin Avrupa’daki yeni bir halkasını temsil ediyor.
Eylem, Ekim 2023’te başlayan İsrail-Hamas savaşının ardından Avrupa genelinde yayılan öğrenci hareketlerinin en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Viyana Üniversitesi önünde toplanan yüzlerce öğrenci, “Akademik boykot bir seçenek değil, bir zorunluluktur” ve “Gazze’ye özgürlük” sloganlarıyla üniversite yönetimine baskı yapıyor. Öğrenci temsilcileri, üniversitenin çeşitli İsrail üniversiteleriyle ortak araştırma projeleri, değişim programları ve fon anlaşmaları yürüttüğünü, bu ortaklıkların sivillere yönelik saldırılara meşruiyet kazandırdığını savunuyor.
Viyana Üniversitesi’ne Yöneltilen Suçlamalar Neler?
Öğrenci hareketinin merkezinde yer alan “Öğrenciler Gazze İçin” grubu, üniversite yönetimine yazdığı açık mektupta üç temel talebi sıralıyor: İsrail üniversiteleriyle tüm akademik iş birliğinin durdurulması, İsrail savunma sanayisine hizmet eden araştırma fonlarının reddedilmesi ve üniversitenin Filistinli akademisyenler ile öğrenciler için acil burs ve koruma programı başlatması. Öğrenciler, Viyana Üniversitesi’nin Avrupa’nın en büyük araştırma üniversitelerinden biri olarak bu tür anlaşmalara son vermesinin sembolik bir önem taşıdığını vurguluyor.
Öğrencilerin Temel Talepleri
Eylemcilerin dile getirdiği talepler, aslında küresel çapta yankı bulan “Akademik Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar” (BDS) hareketinin üniversite kampüslerine yansıması olarak değerlendirilebilir. Öğrenciler, uluslararası hukuka göre işgal altındaki topraklarda faaliyet gösteren kurumlarla iş birliğinin savaş suçlarına ortak olmak anlamına geldiğini savunuyor. Viyana Üniversitesi’nin, İsrail’in önde gelen üniversiteleriyle ortak yürüttüğü nörobilim, yapay zeka ve iklim değişikliği alanlarındaki projelerin askeri teknolojilere dolaylı katkı sağladığı iddia ediliyor.
Küresel Ölçekte Öğrenci Direnişi ve Akademik Boykot
Viyana’daki protesto, dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerde eşzamanlı olarak yükselen bir dalganın parçası. Amerika Birleşik Devletleri’nde Columbia Üniversitesi’nden Harvard’a, Avrupa’da ise Almanya’nın Freie Üniversitesi’nden Fransa’nın Sorbonne Üniversitesi’ne kadar birçok prestijli kurumda öğrenciler benzer taleplerle eylem yapıyor. Bu hareket, özellikle üniversitelerin etik yatırım politikalarını sorgulamaya ve akademik özgürlük ile insan hakları arasındaki bağı yeniden tanımlamaya zorluyor.
Karşılaştırmalı bir perspektif sunmak gerekirse, Avrupa’daki farklı ülkelerdeki öğrenci protestolarının niteliği ve üniversite yönetimlerinin tepkileri şu şekilde özetlenebilir:
| Ülke | Üniversite | Öğrenci Talepleri | Yönetimin Tutumu |
|---|---|---|---|
| Avusturya | Viyana Üniversitesi | İsrail ortaklıklarının sonlandırılması, Filistin bursları | Henüz resmi yanıt yok, diyalog çağrısı |
| Almanya | Humboldt Üniversitesi | Akademik boykot, kampüslerde Filistin bayrağı yasağının kaldırılması | Yönetim protestoları sert şekilde engelleme eğiliminde |
| Fransa | Sciences Po | İsrail bağlantılı fonların açıklanması ve kesilmesi | Kısmi geri adım, etik komite kuruldu |
| Türkiye | İstanbul Üniversitesi / Boğaziçi | Boykot çağrıları, İsrail malı ürünlerin kampüs kantinlerinden kaldırılması | Öğrenci inisiyatifine destek veren bölümler var |
Bu Protesto Türk Öğrencileri Nasıl Etkiler?
Avusturya’daki bu hareket, Türkiye’deki üniversite öğrencileri için hem ilham verici bir örnek hem de somut dayanışma imkânları sunuyor. Türkiye’de birçok üniversitede Filistin’e destek kampanyaları düzenlenirken, Viyana’daki eylemler bu kampanyaların uluslararası boyutunu güçlendiriyor. Özellikle Erasmus+ programı kapsamında Viyana Üniversitesi’nde bulunan Türk öğrenciler, protestolara aktif olarak katılarak seslerini Avrupa kamuoyuna duyurma fırsatı buluyor.
Ayrıca, bu protesto, Türk akademik çevrelerinde de tartışma yaratma potansiyeli taşıyor. Türkiye’den Viyana Üniversitesi ile ortak projeler yürüten araştırmacılar, bu tür boykot çağrıları karşısında pozisyon almak zorunda kalabilir. Akademik özgürlük, etik sorumluluk ve uluslararası dayanışma arasındaki hassas denge, Türkiye’deki üniversitelerin de gündeminde yer almaya devam ediyor.
Üniversite Yönetiminin Tutumu ve Olası Sonuçlar
Viyana Üniversitesi rektörlüğü, şu ana kadar öğrencilerin taleplerine doğrudan bir yanıt vermekten kaçındı. Yapılan resmi açıklamalarda, üniversitenin tarafsızlık ilkesine vurgu yapılırken, “akademik diyaloğun kesintisiz sürmesi gerektiği” ifade edildi. Ancak öğrenci grupları, bu tarafsızlık söyleminin fiilen işgal ve şiddete ortak olmak anlamına geldiğini belirterek eylemlerini büyütme kararı aldı.
Uzmanlar, Viyana Üniversitesi’nin karşı karşıya olduğu baskının, Avrupa’daki diğer üniversiteler için bir emsal teşkil edebileceğini düşünüyor. Eğer üniversite yönetimi öğrencilerin taleplerini kabul ederse, bu durum Filistin dayanışması hareketinin Avrupa’daki en büyük akademik zaferlerinden biri olarak tarihe geçebilir. Reddedilmesi halinde ise protestoların daha geniş kitlelere yayılması ve kampüs işgalleri gibi daha radikal eylem biçimlerine dönüşmesi bekleniyor.
BDS Hareketi ve Akademik Boykotun Geçmişi
Filistin’e destek amacıyla 2005 yılında başlatılan BDS hareketi, akademik boykotu bir mücadele aracı olarak uzun süredir kullanıyor. Özellikle 2014 Gazze savaşından sonra İngiltere’deki bazı üniversiteler İsrail akademik kurumlarıyla iş birliğini sorgulamaya başlamış, ancak hiçbir Avrupa üniversitesi tam anlamıyla bir boykot kararı almamıştı. Viyana’daki öğrenci hareketi, bu anlamda Avrupa’da akademik kurumları doğrudan hedef alan en organize ve kararlı protesto olarak nitelendirilebilir.
Gazze’deki İnsani Durum ve Rakamlar
Protestoların arkasındaki temel motivasyon, Gazze’de yaşanan insani felakettir. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de ölenlerin sayısı 40 bini aşarken, yaralı sayısı 90 bine yaklaştı. Nüfusun büyük çoğunluğu yerinden edilmiş durumda ve temel gıda, su ile tıbbi malzemeye erişim neredeyse tamamen kesilmiş durumda. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) İsrail Başbakanı Netanyahu hakkında çıkardığı tutuklama kararı, öğrencilerin “soykırım” söylemlerine hukuki bir dayanak olarak gösteriliyor.
Sonuç: Akademik Etikten Küresel Sorumluluğa
Avusturya’da Viyana Üniversitesi önünde başlayan bu öğrenci hareketi, yalnızca bir eylem değil, aynı zamanda üniversitelerin toplumsal sorumluluğuna dair derin bir sorgulamadır. Öğrencilerin talepleri, akademik kurumların savaş, işgal ve insan hakları ihlalleri karşısında tarafsız kalamayacağını göstermektedir. Bu protesto, gelecekte Avrupa’daki diğer üniversiteler için bir referans noktası haline gelebilir.
Türk öğrenciler ve akademisyenler için bu gelişme, uluslararası dayanışma ağlarının önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. İster Erasmus programıyla Avrupa’da bulunan öğrenciler, ister Türkiye’deki kampüslerde mücadele edenler olsun, Filistin davası etrafında birleşen bu küresel öğrenci hareketi, değişimin mümkün olduğunu göstermektedir. Viyana Üniversitesi yönetiminin atacağı adım, sadece Avusturya’da değil, tüm Avrupa’da akademik etik tartışmalarının seyrini belirleyecektir. Bu nedenle, süreci yakından takip etmek ve dayanışmayı sürdürmek her zamankinden daha kritik bir öneme sahiptir.







