Avusturya’nın başkenti Viyana’da bulunan Viyana Üniversitesi öğrencileri, Gazze Şeridi’nde devam eden İsrail saldırılarına ve üniversite yönetiminin bu sürece dolaylı desteğine karşı sessiz kalmarak harekete geçti. Öğrenciler, üniversite yönetimini “Gazze’deki soykırıma ortaklık etmekle” suçlayarak akademik ve mali bağların derhal kesilmesini talep etti. Eylem, Avrupa genelinde yükselen Filistin yanlısı öğrenci hareketlerinin en yeni halkası olarak dikkat çekiyor.
Protesto, 2025 yılının Şubat ayının son haftasında, Viyana Üniversitesi’nin ana kampüsünde düzenlendi. Yüzlerce öğrencinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte pankartlar taşındı, sloganlar atıldı ve üniversite yönetimine hitaben bir mektup teslim edildi. Eylemin odak noktası, üniversitenin İsrail’deki bazı akademik kurumlarla yürüttüğü değişim programları ve araştırma iş birlikleri oldu. Öğrenciler, bu iş birliklerinin “işgal rejimine meşruiyet kazandırdığını” savunuyor.
Öğrencilerin Talepleri Neler?
Göstericiler, üniversite yönetiminden üç temel talepte bulundu:
1. Akademik Boykotun Derhal Uygulanması
Öğrenciler, Viyana Üniversitesi’nin İsrail’deki üniversitelerle olan tüm akademik değişim programlarını askıya almasını ve ortak araştırma projelerini durdurmasını istiyor. Bu talep, özellikle 2023 sonundan bu yana küresel çapta yaygınlaşan BDS (Boykot, Tecrit, Yaptırım) hareketinin akademik ayağına dayanıyor.
2. Finansal Bağların Kesilmesi
Protestocular, üniversitenin İsrail’le bağlantılı savunma şirketlerine veya İsrail devletine fon sağlayan kuruluşlara yatırım yaptığını iddia ediyor. Öğrenciler, bu tür yatırımların derhal tasfiye edilmesini ve üniversitenin etik yatırım politikalarını gözden geçirmesini talep ediyor.
3. Gazze’deki İnsani Krize Dair Resmi Açıklama
Öğrenci temsilcileri, üniversite yönetiminin Gazze’de yaşanan insani felaketi kınayan resmi bir bildiri yayımlamasını ve bu konuda akademik bir duruş sergilemesini istiyor. Şu ana kadar üniversiteden bu yönde bir açıklama gelmiş değil.
Avusturya’daki Öğrenci Hareketi Neden Önemli?
Avusturya, tarihsel olarak tarafsızlığıyla bilinen bir ülke olsa da, son yıllarda özellikle Orta Doğu politikalarında daha aktif bir pozisyon almaya başladı. Viyana Üniversitesi’ndeki bu protesto, Avusturya’nın İsrail’e yönelik resmî tutumu ile toplumsal taban arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor.
Bu hareketin diğer Avrupa ülkelerindeki benzer eylemlerden farkı, Avusturya’nın Nazi geçmişiyle hesaplaşma sürecinde “asla bir daha” ilkesinin günümüzdeki bir sınava tabi tutulmasıdır. Öğrenciler, “Holokost’un ardından ‘bir daha asla’ dedik, ama şimdi Gazze’de benzer bir vahşete sessiz kalınıyor” şeklinde eleştiriler yöneltiyor.
Küresel Akademik Boykot Hareketiyle Bağlantı
Viyana’daki bu eylem, aslında dünya genelinde yükselen bir dalganın parçası. 2024 yılının başından itibaren ABD’de Columbia Üniversitesi, Almanya’da Berlin Hür Üniversitesi, Fransa’da Sciences Po gibi prestijli okullarda benzer protestolar yaşanmıştı. Özellikle ABD’de başlayan “encampment” (kamp kurma) protestoları, Avrupa’ya sıçrayarak üniversitelerde akademik özgürlük ve etik sorumluluk tartışmalarını alevlendirdi.
Aşağıdaki tabloda, farklı Avrupa ülkelerindeki benzer öğrenci eylemlerinin karşılaştırması yer alıyor:
| Ülke | Üniversite | Talep | Sonuç / Üniversite Yanıtı |
|---|---|---|---|
| Avusturya | Viyana Üniversitesi | İsrail’le akademik bağların kesilmesi, fonların durdurulması, kınama açıklaması | Henüz resmi yanıt yok; süreç devam ediyor |
| Almanya | Berlin Hür Üniversitesi | İşgal karşıtı konferansların iptal edilmemesi, Gazze’ye yardım kampanyası | Üniversite kısmi kabulle yanıt verdi; bazı etkinliklere izin çıktı |
| Fransa | Sciences Po | İsrail’le ikili anlaşmaların sorgulanması, öğrenci disiplin soruşturmalarının durdurulması | Rektör istifa etti; bazı anlaşmalar askıya alındı |
| Birleşik Krallık | Bristol Üniversitesi | Savunma sanayii ile araştırma bağlarının kesilmesi | Üniversite bağımsız etik inceleme başlattı |
Türk Öğrenciler İçin Anlamı ve Etkileri
Bu gelişmeler, Avusturya’da eğitim gören Türk öğrenciler ve genel olarak Avrupa’daki Türk akademik camiası için birkaç açıdan kritik öneme sahip.
Akademik Duruş ve Kimlik
Avusturya’da yaklaşık 5.000 Türk öğrenci eğitim görüyor. Birçoğu, bu tür protestolara katılarak hem Filistin meselesine destek veriyor hem de kendi akademik geleceklerini etkileyecek kararların alınmasında söz sahibi olmaya çalışıyor. Türk öğrenciler, özellikle BDS hareketine yönelik Avrupa’daki yasal baskılara rağmen, bu tür eylemlerde aktif roller alıyor.
Yasal Riskler ve Uyarılar
Ancak unutulmamalıdır ki Avusturya, “antisemitizmle mücadele” yasalarını son yıllarda önemli ölçüde sıkılaştırmıştır. Filistin yanlısı sloganların bazıları mahkemeler tarafından cezai yaptırıma tabi tutulabiliyor. Bu nedenle Türk öğrenciler, protestolara katılırken ifade özgürlüğü ile yasal sınırlar arasındaki dengeyi çok iyi gözetmelidir.
Türkiye’den Destek ve Duyarlılık
Türkiye’den Avusturya’daki bu harekete yönelik resmî bir açıklama henüz gelmiş değil. Ancak sivil toplum kuruluşları, özellikle İHH ve Mazlumder’in Avusturya temsilcilikleri, öğrencilere hukuki danışmanlık desteği sağladıklarını duyurdu. Türkiye’deki birçok üniversite de benzer protestolar için Viyana Üniversitesi’ndeki öğrencilere dayanışma mesajları yayımladı.
Üniversite Yönetiminin Cevabı Bekleniyor
Protestoların üzerinden bir hafta geçmesine rağmen Viyana Üniversitesi yönetiminden henüz somut bir yanıt gelmedi. Rektörlük tarafından yapılan kısa açıklamada, “Üniversitemiz, tüm öğrencilerin görüşlerini ifade etme hakkına saygı duyar. Ancak akademik iş birliklerimiz, bilimsel mükemmeliyet ve uluslararası iş birliği ilkelerine dayanır. Konuyla ilgili değerlendirmelerimiz sürmektedir.” ifadelerine yer verildi.
Öğrenci temsilcileri ise bu açıklamanın “geçiştirici ve yetersiz” olduğunu belirterek, 1 Mart’a kadar somut adım atılmazsa eylemlerini büyüteceklerini duyurdu. Bu kapsamda daha geniş katılımlı bir yürüyüş ve sembolik bir “işgal” eylemi planlandığı konuşuluyor.
Sonuç ve Değerlendirme
Viyana Üniversitesi’ndeki öğrenci protestosu, küresel ölçekte yükselen “akademik boykot” hareketinin Avusturya’daki en somut yansımasıdır. Öğrencilerin taleplerinin bir kısmı, üniversitelerin sadece eğitim kurumu değil, aynı zamanda etik sorumluluk taşıyan aktörler olduğu gerçeğini hatırlatıyor.
Bu olay, aynı zamanda Avusturya’daki Türk ve Müslüman toplumunun siyasal katılımının ve sesini duyurma kapasitesinin bir göstergesi olarak da okunabilir. Önümüzdeki günlerde Viyana Üniversitesi yönetiminin vereceği karar, diğer Avrupa üniversiteleri için de bir referans noktası haline gelebilir.
Eğer üniversite, öğrencilerin taleplerini ciddiye alır ve etik bir duruş sergilerse, bu Gazze’deki insani krize karşı akademik dünyada bir dönüm noktası olabilir. Aksi takdirde, tıpkı ABD ve Fransa’da olduğu gibi, protestoların şiddetlenerek kampüslerde kalıcı bir gerilim haline dönüşmesi kaçınılmaz görünüyor.
Gelişmeleri yakından takip etmek ve Avrupa’daki öğrenci hareketlerinin nabzını tutmak isteyen okurlarımız için bu dosyayı güncel tutacağız. Avusturya’dan Filistin’e uzanan bu dayanışma zinciri, aslında küresel bir vicdan çağrısının da özeti niteliğinde.







