İsveç’te İsrail Protestoları: Batı’nın Sessizliği Neden Hedef Alınıyor?

İsveç’in başkenti Stockholm başta olmak üzere birçok şehirde, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonlarını ve Batılı ülkelerin bu saldırılar karşısındaki sessizliğini protesto etmek amacıyla on binlerce kişi sokaklara döküldü. Protestolar, İsveç’in uzun süredir tarafsızlık ve insan hakları savunuculuğuyla anılan kimliğine rağmen, hükümetin İsrail politikalarına dolaylı desteğine duyulan tepkinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Gösterilerde özellikle Batı medyasının ve siyasi liderlerin Filistin’deki insani krize karşı duyarsızlığı eleştirilirken, İsveç halkının artan bir şekilde Filistin davasına sahip çıktığı gözlemlendi.

Protestoların Perde Arkası: Ne Zaman, Nerede ve Nasıl Başladı?

Gösteri dalgası, İsrail ordusunun Gazze’deki sivil yerleşimlere yönelik hava saldırılarının yoğunlaştığı ve uluslararası toplumdan gelen ateşkes çağrılarının sonuçsuz kaldığı bir dönemde patlak verdi. Ekim 2023’ten bu yana devam eden çatışmalar, İsveç’teki Filistin dayanışma ağlarını ve sol eğilimli sivil toplum örgütlerini harekete geçirdi. Gösterilerin ilk büyük dalgası Stockholm’ün merkezindeki Sergels Torg meydanında başladı. Ardından Göteborg, Malmö, Uppsala ve Lund gibi büyük şehirlere yayıldı.

Protestocular, İsrail bayraklarını yakma eylemleri, “Katil İsrail, işbirlikçi Batı” sloganları ve “Sessiz kalmak suça ortak olmaktır” pankartlarıyla dikkat çekti. Gösterilerin en dikkat çekici yönlerinden biri, katılımcıların sadece Müslüman veya Arap kökenli İsveçlilerden oluşmamasıydı. İsveçli etnik İsveçliler, öğrenciler, akademisyenler, sendika temsilcileri ve hatta bir kısım Hristiyan din adamı da kalabalıkta yerini aldı. Bu durum, protestoların toplumsal tabanının ne kadar geniş olduğunu göstermesi açısından önemli.

Batı’nın Sessizliği Tartışması: Neden Bu Kadar Sert Bir Eleştiri?

Gösterilerin ana teması, İsrail saldırılarından çok Batılı ülkelerin bu saldırılara karşı takındığı tutumdu. Protestoculara göre, ABD, Almanya, İngiltere ve İsveç gibi ülkeler, İsrail’e askeri ve diplomatik destek sağlayarak dolaylı yoldan sivillerin ölümüne ortak oluyor. Gösteri alanında yapılan konuşmalarda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin İsrail’i kınayan kararlarının ABD vetosuyla engellenmesi, Batı medyasında Filistinli ölümlerinin “çatışmanın bir parçası” olarak normalleştirilmesi ve Avrupa ülkelerinin İsrail’e silah satışına devam etmesi sıkça dile getirilen başlıklar oldu.

İsveç özelinde ise hükümetin, İsrail’in uluslararası hukuku ihlal ettiği yönündeki raporlara rağmen, ülkeye İsrail’den yapılan savunma sanayi ithalatını durdurmaması büyük tepki çekiyor. İsveç, İsrail’in Avrupa’daki en büyük ticaret ortaklarından biri olmasa da, özellikle savunma teknolojisi alanındaki iş birliği protestocuların hedefinde.

İstatistikler ve Güncel Veriler: Protestoların Büyüklüğü Ne Durumda?

Resmi makamlar, gösterilere katılım sayısını teyit etmese de, yerel medya ve sivil toplum kaynakları şu verileri paylaşıyor:

| Şehir | Tahmini Katılımcı Sayısı | Tarih |
|——-|—————————|——-|
| Stockholm (Sergels Torg) | 15.000 – 20.000 | 15 Ekim 2024 |
| Göteborg (Götaplatsen) | 8.000 – 10.000 | 16 Ekim 2024 |
| Malmö (Stortorget) | 5.000 – 7.000 | 17 Ekim 2024 |
| Uppsala (Stora Torget) | 3.000 – 4.000 | 18 Ekim 2024 |

Bu veriler, İsveç’te son 20 yılın en büyük Filistin dayanışma gösterileri olarak kayıtlara geçti. Özellikle Malmö’deki gösteriye, şehirdeki büyük Müslüman nüfusun yanı sıra İsveçli öğrenci gruplarının da yoğun katılımı dikkat çekti.

Bu Gelişme Neden Önemli? Türk Öğrenciler ve Toplumu Nasıl Etkiler?

İsveç’te yaşanan bu protestolar, yalnızca bir Kuzey Avrupa ülkesinin iç meselesi değil. Küresel güneyin Batı’ya yönelttiği “çifte standart” eleştirisine bir başka somut örnek teşkil ediyor. Türkiye’den İsveç’e eğitim veya iş için giden binlerce Türk vatandaşı, bu gösterilerde doğrudan veya dolaylı olarak yer alabiliyor. Özellikle Lund, Uppsala ve Stockholm üniversitelerinde okuyan Türk öğrenciler, kampüslerde düzenlenen dayanışma etkinliklerinde aktif rol oynuyor.

Türk öğrenciler için bu protestolar, hem bulundukları ülkenin siyasi iklimini anlama hem de uluslararası kamuoyunda Filistin meselesine dair farkındalık yaratma fırsatı sunuyor. Bununla birlikte, artan gerilim nedeniyle İsveç’te antisemitik olayların da bildirildiğini belirtmek gerek. 2024 yılının üçüncü çeyreğinde İsveç Polisi, Yahudi kurumlarına yönelik 12 tehdit vakası kaydetti. Bu durum, İsveç’teki tüm yabancı öğrenciler için güvenlik endişesi oluşturabiliyor.

Protestoların Hukuki ve Politik Sonuçları

İsveç’te toplanma ve ifade özgürlüğü anayasal güvence altında olduğu için gösteriler genel olarak barışçıl geçti. Ancak bazı küçük çaplı arbedeler yaşandı. Polis, İsrail bayrağı yakma eylemlerine müdahale etmedi; ancak nefret söylemi içeren sloganlara karşı uyarıda bulundu. Hükümet cephesinde ise Başbakan Ulf Kristersson, protestoları “demokratik bir hak” olarak nitelendirirken, “İsveç’in İsrail’e yönelik politikasının değişmeyeceğini” vurguladı.

Öte yandan, İsveç’teki sol partiler ve Yeşiller Partisi, hükümete İsrail’e yönelik silah ambargosu uygulanması çağrısında bulundu. Bu çağrı, İsveç parlamentosunda azınlık hükümetini zor durumda bırakacak bir oylamaya dönüşebilir.

Karşılaştırmalı Bir Tablo: İsveç ve Diğer Avrupa Ülkelerindeki Protesto Dalgası

İsveç’teki protestolar, Avrupa genelinde yükselen bir dalganın parçası. Aşağıdaki tablo, seçilmiş ülkelerdeki benzer eylemleri göstermektedir:

| Ülke | Gösteri Sayısı (2024) | En Büyük Katılım | Hükümet Tutumu |
|——|————————|——————-|—————-|
| İsveç | 40+ | 20.000 (Stockholm) | Resmi destek yok, ambargo yok |
| Almanya | 100+ | 50.000 (Berlin) | Sıkı polis kontrolü, bazı gösteriler yasak |
| Fransa | 60+ | 30.000 (Paris) | Bazı gösteriler yasaklandı |
| İngiltere | 150+ | 100.000 (Londra) | Hükümet ateşkes çağrısı yaptı |
| İtalya | 30+ | 10.000 (Roma) | Sınırlı müdahale, ambargo yok |

Bu tablo, İsveç’in protesto yoğunluğu açısından orta sıralarda yer aldığını, ancak hükümetin en az müdahaleci tutumlardan birini sergilediğini gösteriyor. Özellikle Almanya ve Fransa’daki yasaklama girişimlerine kıyasla İsveç’in daha liberal bir yaklaşım benimsediği söylenebilir.

Batı’nın Sessizliğinin Bedeli: Artan Toplumsal Güvensizlik

Protestoların arkasındaki en derin motivasyonlardan biri, Batılı kurumlara duyulan güven kaybı. İsveç’te yapılan bir ankete göre, 18-30 yaş aralığındaki gençlerin %62’si, Batı medyasının Filistin konusunda taraflı yayın yaptığına inanıyor. Bu oran, 50 yaş üstünde %35’e düşüyor. Gösterilere katılan gençler, “Sessizliğiniz sizi suç ortağı yapıyor” yazılı pankartlarla bu güvensizliği somutlaştırıyor.

Ayrıca, İsveç’teki üniversitelerde boykot çağrıları yükseliyor. Öğrenci konseyleri, İsrail’le akademik iş birliğini askıya almayı tartışıyor. Bu durum, İsveç’teki Türk akademisyenler ve öğrenciler için de önemli bir tartışma konusu. Türkiye’den gelen bazı araştırmacılar, bu boykot çağrılarına destek verirken, bazıları da bilimsel iş birliğinin siyasetten bağımsız olması gerektiğini savunuyor.

Sonuç: Protestolar Ne Anlatıyor?

İsveç’teki gösteriler, yalnızca bir anlık öfke patlaması değil, Batı’nın küresel adalet vaadiyle gerçek politikaları arasındaki uçurumun bir yansımasıdır. Filistin meselesi, İsveç gibi geleneksel olarak “barışçıl” ve “insan hakları savunucusu” bir ülkede bile toplumu derinden bölen bir konu haline gelmiştir.

Türk öğrenciler için bu süreç, hem bir dayanışma hem de bir farkındalık pratiği sunuyor. Ancak beraberinde getirdiği güvenlik endişeleri ve siyasi kutuplaşma, yurt dışında eğitim gören herkes için dikkate alınması gereken bir gerçeklik. İsveç’teki protestolar, küresel adalet talebinin Avrupa’nın kalbinde bile ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Batı’nın bu sese kulak vermesi, sadece Filistin için değil, demokrasinin geleceği için de hayati önem taşıyor.

  • Related Posts

    İsveç’te Türk Öğrenci Güvenliği: Tokat Saldırısı Sonrası Alınması Gereken Önlemler

    İsveç’te Türk Öğrenci Güvenliği: Tokat Saldırısı Sonrası Alınması Gereken Önlemler Tokat’ta bir üniversite öğrencisinin bıçaklı saldırıya uğraması, Türkiye ve yurt dışındaki aileleri derinden sarstı. Olay, 2025 Nisan başında Tokat Gaziosmanpaşa…